13-18 Yaş Çocuklarda Boşanmanın Etkileri

•    İyiden kötüye tüm duygular değişebilir.

•   Aileden ayrılma tek başına kalma sürecini engeller ve gelecekleri hakkında endişe yaratır. ‘İlişkilerde ben de başarısız mı olacağım endişesine kapılırlar.

•   Endişenin yanı sıra ilişkilerden kaçınma veya samimi/dost olmada acelecilik gibi davranışlar ortaya çıkabilir.

•   Bir ebeveynin duygusal desteğini alma hassasiyeti, aileden normal olarak ayrılmalarım geciktirir.

•   Boşanma, ebeveyni ve çocuğu şaşırtıcı sınırlarda aynı seviyeye koyar. (Her ikisiyle flört/görüşme vs.)

•   Bu çağa has idealizmle, gençler ebeveynlerin davranışlarını eleştirebilir.

•   Gencin içinde bulunduğu akran grubu çok önemlidir. Ziyaretleri de hesaba katmak gerekir.

•   Gençlerin ziyaret planına olan ilgileri kontrol duygusunu anlamalarına yardım eder.

•   Genç, ebeveynini görme isteğini ve onlarla kontak kurma girişimini ifade edebilecek kadar büyümüştür. Bu yüzden ebeveyne ulaşması için zorlanmamalıdır.

Boşanmanın Genel Etkileri (Her Yaş ve, Her Dönemde)

•   Çocuklar hayatlarında istikrar ve sürekliliğe ihtiyaç duyarlar. Oysa boşanmayla birlikte bir kaos yaşarlar.

•   Çocuklar, yeni bir okul, yeni arkadaşlar, ebeveyn ile olan ilişkiler, azalan yaşam standardı gibi pek çok yeni düzenlemelerle karşılaşırlar.

•   Velayeti almayan ebeveynle olan iletişimin kalitesine ve istikrarına ilişkin sorunlar yaşanabilir.

•   Aile fertleri, destekleyici insan iletişim ağının mevcudiyetine ilişkin sıkıntılar yaşayabilirler.

•   Çocukların uyumu kişiliklerine göre değişir. (Örneğin; bağımsızlığın derecesi, duygusal güvenlik vs.)

•   Farklı aile bireyleri farklı uyum sağlarlar. Fakat her birinin tepkisi birbirini etkiler.

9-12 Yaş Çocuklarda Boşanmanın Etkileri

•   Ahlakçılık bu dönemde ön plana çıkar. Bu yaşlardaki çocuklar, dünyayı beyaz ya da siyah, yanlış ya da doğru, iyi ya da kötü olarak görürler.

•   Ebeveynin ‘çözme/halletme’ yeteneksizliğine öfkelenirler. Onları kızdıran şey, ebeveynlerinin onlar için en zor olanı denememiş olmasıdır.

•   Diğer bir ebeveyne taraf olmada zayıftırlar, özellikle de boşanmayı seçene.

•   Ebeveynin yaşamındaki boşluğu doldurmak için dostluk ederler.

•   Öfkelerini ifade etmeleri için uygun çıkışlar bulmaları konusunda yardıma ihtiyaç duyarlar.

•   Her iki ebeveyni sevmeye devam etmeleri için izin gerekir.

•   Uzatılmış ziyaretler (bütün bir yaz gibi) onaylanır kabul edilir. Bu ziyaretler esnasında koruyucu ebeveynle (velayeti alan taraf) telefon iletişimi kurmaları gerekebilir.

5-8 Yaş Çocuklarda Boşanmanın Etkileri

•    Küçük bir çocuğa nazaran üzüntünün ve kaybın zararın büyüklüğünün farkındadırlar.

•   Koruyucu çevrenin çöktüğüne tanık olurlar.

•   Bir araya gelme fantezileri yaygındır. Hala ‘sihirli düşünce’ye sahiptirler.

•   Boşanmayı bireysel eleştirirler. ‘Onlar boşanıyor’ sanırlar.

•   Terk edilme korkuları vardır. Ebeveynden birinin gitmesi onlara diğerinin de gidebileceğini düşündürür. Bu da korkuya, endişeye ve kalan ebeveyne sımsıkı bağlanmaya sebep olur.

•    Kendilerine olan öz saygıları zedelenir ve kötü olduklarına inanırlar. Aksı takdirde anne-babalarımız bizi terk etmezdi, diye düşünürler. Ebeveynin yaşamında başka bir çocuğun onların yerini almasından korkarlar.

•   Ziyaretler kişisel isteklerine bağlı olarak bir kerede 1-2 haftadan daha fazla uzatılabilirler

2-4 Yaş Çocuklarda Boşanmanın Etkileri

•   Tamamen anlayamasa da her yaştaki çocuk endişeyi, korkuyu, üzüntüyü, öfkeyi yaşayabilir.

•   Korkaklık artar, çünkü çocuğun davranışıyla ilgisi olmayan boşanmanın bir yetişkin kararı olduğunu bu yaştaki bir çocuk anlayamaz.

•    Okul öncesi dönemde çocuklar, bütün olup bitenleri kontrol ettiklerini zannederler. Bu sebeple, boşanmaya sebep olacak ne yaptıklarını sorarlar.

I

•    Korkunç bir şey yaptıklarını düşündüklerinden, fenalık duygularını doğrulamak için agresif davranmaya başlayabilirler.

•    Gelişmenin ilk aşamasındaki gerileme olağandır. (Örneğin, iki yaşında biberon isteme ya da bebekleşme vs.)

•   Terk edilme korkusu, çocuğun genellikle uykusuz kalmasına ve çocukta uyku bozukluklarına sebep olabilir.

•    Çocukta öyle derin bir korku vardır ki, her iki ebeveynini kendisini terk etmiş bulma endişesiyle uyuyamazlar.

•    Velayeti almayan ebeveynin ziyaretleri önemlidir.

•    Gün aşırı ziyaretler iyidir. Çünkü önceki bakıcılarından daha fazla ayrılığı tolere edebilirler.

Çocuklara Etkileri

•   Boşanmanın etkilerinden en çok/en az zarar görenler: ,   Çok duyarlıdırlar: Çünkü tamamıyla bakıcılarına bağımlıdırlar. Ebeveynlerinin ruhsal değişimlerini anlamazlar.

Az duyarlıdırlar: Çünkü ebeveynler arasındaki çelişkiye tanık oldukları zaman azdır. Ailenin ölümüne ilişkin bir acı yaşamazlar.

Çocuğun yaşamında  mümkün olduğu kadar tutarlı olmak hedeflenmelidir.  Mümkünse,  koruyucu olmayan (velayeti almayan) ebeveyn tarafından yapılan ziyaretler sık sık ve kısa süreli olmalıdır. İlk bakıcılarından bir gece veya daha fazla  ayrılıklar da  çocuk için stresli olur. Bu, çocuk büyüyünceye kadar ertelenmelidir. Çocuğun duygusal gelişimi için yaşamın ilk yılı büyük önem taşır. Bakıcıyla ilk bağ ileriki yaşamda yakın ilişkilerin oluşmasına da zemin hazırlar. Boşanmadan dolayı bağlanma sürecinin parçalanması/kırılmasının etkisi olabilir.

Boşanmanın Ebeveynlerde Duysal Etkileri

Şok: Kişi uyuşmuştur.

İnkar: Dayanılmaz acıya karşı ‘Bu olamaz!’ şeklinde bir savunmadır. Kişi durumu inkar etmek suretiyle kendini savunur.

Öfke: Beklenmedik bir şekilde yaklaşan boşanmanın en ö-nemli kısmıdır. Önemsiz ve küçük şeylere kızılabilir. Hayatı parçalayan boşanmaya karşı öfke duyulabilir.

Suçluluk: Genelde ebeveyn bu parçalanma/dağılma hakkında onu kendini suçlayabilir, suçlu hissedebilir. (Özellikle de boşanmaya başka biri sebep olmuşsa.)

Rol yapma: Rol yapma, acıyı dışlama sürecidir. Kızgın veya çok üzüntülü olduğumuzda acı çekmek istemediğimizden bu duyguları boşaltmak için böyle davranırız. Rol yapma, boşanma durumundaki ebeveynlerde ve çocuklarda çok görülür.

Depresyon: Aşırı hüzün, kronik ağlama nöbetleri, yorgunluk hissi, sabahiaff&alkmada güçlük gibi belirtilerle kendini gösterir. Üzüntü/keder artar.

Kabullenme: Üzüntünün son aşaması olup normal yaşantıya devam etme zamanının geldiğini ve kayıpların/zararların olduğunu anlamak/fark etmektir.

Uyum: Üzüntülere katlandıktan sonra aile bireyleri yeni aile sistemindeki değişikliklere daha kolay uyum sağlarlar.

Evlilikten Önceki Tedbirler

Evlenmeyi düşünen kişiler, öncelikle uygun bir evlilik için gerekli şartlara sahip olup olmadıklarını araştırmalıdırlar. Bu şartlar dört başlık altında toplanabilir:

1- Evlenecek kişilerin benzer sosyal çevrelerden gelmeleri,

2- Eğitim seviyelerinin birbirine yakın olması,

3- Maddi güç bakımından aralarında fazla fark olmaması,

4- Aralarında bir kuşaktan fazla yaş farkı olmamalıdır.

Evlenecek kişilerin evlenmeden önce bu dört şarta dikkat etmeleri tavsiye edilmektedir. Bu unsurlar uygun bir evlilik için kesin şart niteliğinde değildir. Fakat eşler farklı Eşlerin aynı duyguları paylaşabilecek yaşlarda olmaları anlaşmalarını kolaylaştıracaktır.

Evlilik birliği, bir arkadaşlık olarak düşünülürse, birbirine yakın

yaştaki arkadaşların anlaşma ihtimalleri daha fazladır.sosyal çevrelerde yetişirlerse uyumlu bir evlilik için daha fazla çaba sarf etmeleri gerekir. Aralarındaki kültür ve eğitim farkı ise zevklere yansıyarak eşler arasındaki bağların zayıflamasına sebep olabilir. Ekonomik farklar  eşler  arasında  güç gösterisine yol açabilir. Eşlerin aynı duyguları paylaşabilecek yaşlarda olmaları anlaşmalarını kolaylaştıracaktır. Evlilik birliği, bir arkadaşlık   olarak   düşünülürse, birbirine yakın yaştaki arkadaşların anlaşma ihtimalleri daha fazladır. Eşler arasında 10 yaştan fazla fark olması anlaşmalarını zorlaştırmaktadır.

Eş seçiminde dikkat edilmesi tavsiye edilen bu unsurların dışında bir takip faydalı tedbirler alınabilir. Evlenecek kişilerin seçecekleri eşte aşağıdaki özelliklerin olup olmadığına dikkat etmeleri de en ideal eşi seçmelerinde onlara yardımcı olur.

Yardımsever bir eş ile uyum sağlamak daha kolaydır. Bir insanın sosyal duygusunu ortaya koyan en iyi ölçü, o insanın başkalarına yardım etmeye hazır olup olmadığıdır. Başkalarına zevk verme yeteneğine sahip insanlar, neşeli bir yaratılışa sahiptirler. Sıkıntılı ve hüzünlü bir görünüm sergilemeyen bu insanlar, çevresindekilere kişisel problemlerinden bahsetmez ve kimseyi kendi dertlerine ortak etmezler. Başkaları ile bir arada olmaktan zevk alırlar. Eşler böyle bir sosyal duyguya sahip olurlarsa, evlilikleri güzel bir şekilde devam eder.

Evlilikten sonraki tedbirler ileriki sayfalarda geniş bir şekilde ele alınacak ve konuyla ilgili çözümler önerilecektir. Ama bazı durumlarda boşanma kaçınılmaz olur ve tek çözüm olarak görülmeye başlanılır. Böyle durumlarda, çocuklar ve boşanan eşler üzerinde boşanmanın tahribatı asgari düzeye indirilmeye çalışılmalıdır. Burada konuyla ilgili, gelişmiş ülkelerde, özellikle Amerika’da uygulanan bir programı siz değerli okurlara sunmakta fayda görüyorum.

Özellikle AB yasalarına uyum çerçevesinde Medeni Kanundaki değişiklikler, aile mahkemelerinin kurulması, psikologlardan bilirkişi olarak faydalanılması bu konuyla ilgili fevkalade ö-nemli adımlar olarak görülmektedir. Sunulan program eğer gelecekte yasallaşırsa belki en önemli adım atılmış olacaktır.

Boşanmalar Nasıl Önlenebilir?

Boşanmaları önlemek için öncelikle sağlam bir aile kurmak gerekir. Hem dış dünyaya karşı, hem de kendi iç ilişkilerinde sağlıklı ve uyumlu bir aile, fonksiyonlarını yerine getirebilecek ve sorunlarını çözülmeyecektir. Kuvvetli ve dayanıklı bir aile kurmak için; aile üyelerinin ortak inanç ve değerlere sahip olması, birbirine bağlı olması, eşlerin birbirine bağlı ve birbiriyle bütünleşmiş olmaları, sorunları inkar değil çözme yoluna gitmeleri, aıle fertlerinin dost ve çevreleriyle sağlıklı ilişkilere sahip olmaları gerekir.17 İçinde bulunduğumuz dünyada her şey büyük bir hızla değişmektedir. Mutlu bir yuva sahibi olabilmek için evlenecek fertlerin bu değişmeleri iyi anlamaları, onları yorumlayarak onlara uyum sağlamaya çalışmaları gerekir. Evliliğe hazırlıklı olmalıdırlar. Hangi yaşta olurlarsa olsunlar ailenin kutsallığına inanmalıdırlar. Evlilik kararını isteyerek, tesir altında kalmadan vermelidirler. Severek yapılan işler fiziki açıdan da insana kuvvet verir. Sevgi diğer hisleri de kamçılayarak sağlam bir evliliğe doğru güçlü adımlar atılmasını sağlar.

Boşanmaları önleyici tedbirleri; evlilikten önceki tedbirler ve evlilikten sonraki tedbirler olmak üzere iki kısma ayırarak inceleyebiliriz.

Evlilikten Önceki Tedbirler

Evlenmeyi düşünen kişiler, öncelikle uygun bir evlilik için gerekli şartlara sahip olup olmadıklarını araştırmalıdırlar. Bu şartlar dört başlık altında toplanabilir:

1- Evlenecek kişilerin benzer sosyal çevrelerden gelmeleri,

2- Eğitim seviyelerinin birbirine yakın olması,

3- Maddi güç bakımından aralarında fazla fark olmaması,

4- Aralarında bir kuşaktan fazla yaş farkı olmamalıdır.

Evlenecek kişilerin evlenmeden önce bu dört şarta dikkat etmeleri tavsiye edilmektedir. Bu unsurlar uygun bir evlilik için kesin şart niteliğinde değildir. Fakat eşler farklı Eşlerin aynı duyguları paylaşabilecek yaşlarda olmaları anlaşmalarını kolaylaştıracaktır.Evlilik birliği, bir arkadaşlık olarak düşünülürse, birbirine yakın yaştaki arkadaşların anlaşma ihtimalleri daha fazladır.Sosyal çevrelerde yetişirlerse uyumlu bir evlilik için daha fazla çaba sarfetmeleri gerekir. Aralarındaki kültür ve eğitim farkı ise zevklere yansıyarak eşler arasındaki bağların zayıflamasına sebep olabilir. Ekonomik farklar eşler arasında güç gösterisine yol açabilir. Eşlerin aynı duyguları paylaşabilecek yaşlarda olmaları anlaşmalarını kolaylaştıracaktır. Evlilik birliği, bir arkadaşlık   olarak düşünülürse, birbirine yakın yaştaki arkadaşların anlaşma ihtimalleri daha fazladır. Eşler arasında 10 yaştan fazla fark olması anlaşmalarını zorlaştırmaktadır.

Eş seçiminde dikkat edilmesi tavsiye edilen bu unsurların dışında birtakım faydalı tedbirler alınabilir. Evlenecek kişilerin seçecekleri eşte aşağıdaki özelliklerin olup olmadığına dikkat etmeleri de en ideal eşi seçmelerinde onlara yardımcı olur.

Yardımsever bir eş ile uyum sağlamak daha kolaydır. Bir insanın sosyal duygusunu ortaya koyan en iyi ölçü, o insanın başkalarına yardım etmeye hazır olup olmadığıdır. Başkalarına zevk verme yeteneğine sahip insanlar, neşeli bir yaratılışa sahiptirler. Sıkıntılı ve hüzünlü bir görünüm sergilemeyen bu insanlar, çevresindekilere kişisel problemlerinden bahsetmez ve kimseyi kendi dertlerine ortak etmezler. Başkaları ile bir arada olmaktan zevk alırlar. Eşler böyle bir sosyal duyguya sahip olurlarsa, evlilikleri güzel bir şekilde devam eder.

Psiko-Sosyal Açıdan Boşanma

Boşanma ailenin çözülmesidir. Boşanmadan sonra eşler toplumda boşanmış olarak tanınacaklar, herkes karı kocanın ayrıldığını bilecektir. Gelişmiş toplumlarda boşanmalar kanunlarla düzenlenirken, gelişmemiş toplumlarda genellikle bir tarafın isteğine bağlı olarak boşanma gerçekleşir.

Bir toplumda boşanmaların fazla olması sosyal huzursuzluklara sebep olur. Çocukların anne-baba sevgisinden ve şefkatinden yoksun olmasına sebep olur, toplumda problemli çocuk sayısı artar.

Boşanma konusu yalnız hukukçuları değil; sosyologları, psikologları, psikiyatrları ve din adamlarını da ilgilendiren bir olaydır. Boşanma, iki kişi arasında olması, bu iki kişinin birbirinden haberdar olması, karşılıklı etkileşim içinde tarafların birbirinin idrakleri içinde bulunması, tarafların bu münasebete ayrı ayrı bir anlam vermeleri sebebiyle sosyal bir olaydır.

Boşanma, bir sosyal ihtiyaç olduğu zaman varlığını hissettirir. Hukukçular da bu durumu kanunlarla düzenleyerek, ülke gerçeklerine uygun boşanma hukukunu oluştururlar.

Tarih boyunca, bütün devirlerde boşanma olayı olmuştur. İlkel olsun modern olsun her toplum yazılı kanunlarla dini kurallara ya da törelere dayanarak boşanmayla ilgili kurallar koymuştur. Boşanma toplumun temelini oluşturan müessesenin yıkılması anlamına geldiğine göre bu sosyal olaydan cemiyet zarar görür. Bu bakımdan devlet, boşanma olayına müdahale ederek a-ile kurumunu korumaya yönelik tedbirler alır.

Bütün boşanmaların önüne geçecek bir çözüm bulmak mümkün değildir. Fakat boşanmaların bir bölümünü önleyecek çözüm yolları vardır. Ayrıca, yeni çözüm yolları da günden güne tecrübe edilmektedir. Boşanmaları imkan varsa önlemek, eğer bu mümkün değilse daha haysiyetli bir şekle sokmak ve zararlarını en aza indirgemek için bir dizi teklif ileri sürülmektedir.

Bu konu Türkiye açısından oldukça büyük bir önem arz etmektedir. Türkiye’de geleneklerin zayıflaması ile ortaya çıkan boşluğu doldurabilecek yeterli müesseseler yoktur. Ayrıca hukuki düzenlemeler de ihtiyaca cevap verecek güçte değildir. Ailenin yıkılması ile artış eğilimi gösterecek suçlan önleyecek müesseseler yeterli sayıda değildir. Bunun gibi sebeplerden dolayı ülkemizde boşanmaların önlenmesi, diğer Batı ülkelerine göre daha büyük bir önem arz etmektedir.

Hukuki Açıdan Boşanma

Boşanma, hukuki açıdan, aileyi oluşturan karı ve kocanın evlilik sözleşmesini sona erdirmek için mahkemeye müracaat ederek hakim kararı i]e birbirinden ayrılmalarıdır. Mahkemeden tarafların boşandıklarına dair karar alınmadan eşler boşanmış sayılmazlar. Fiilen, ayrı yaşasalar bile hukuki açıdan evlidirler ve evlilik birliğinin ‘sorumluluklarını yerine getirmek zorundadırlar. Boşanma sebepleri Türk Medeni Kanununda teker teker tarif edilmiştir. Bu sayılan sebeplerden en az biri gerçekleşmedikçe boşanma kararı verilemez. Bu sebepler; zina, cana kast, pek fena muamele, suç, haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve geçimsizliktir. Medeni Kanunumuzun 134. maddesinde ‘şiddetli geçimsizlik’ başlığı ile ifade edilen bu boşanma sebebi, 743 sayılı ve 4.5.1988 tarihli Medeni Kanunun bazı maddelerini değiştiren kanunla ‘evlilik birliğinin sarsılması veya müşterek hayatın yeniden kurulmaması’ başlığım almıştır. Türk boşanma hukukunun temel ilkeleri de kanunumuzda izah edilmiştir. Bu ilkeler özetle şunlardır: Tek eşli aile düzeni, laik hukuk anlayışı, kadın ve erkek arasındaki hukuki eşitlik, boşanma için mahkeme kararı mecburiyeti, hakimin taktır yetkisidir. Boşanma bu ilkelere bağlı olarak gerçekleşebilen bir hukuki olaydır.