Problemli Çocuklara Yaklaşım Biçimi

Problemli çocukların tanımlanmasında, öncelikle davranışları bakımından normal olan çocuklarla, sapan davranış örnekleri ve bozukluğu gösteren çocukları ayırt etmek gerekir. Başka bir deyişle, normal ve normalden sapan davranış neye denir?

Normal ve Anormal Davranış Gelişimi

Gelişim sürecindeki çocukta sürekli bir değişim görülür. Bedence olgunlaşmanın yanı sıra, zihinsel ve sosyal becerilerinde de gelişme görülür.

Gelişimin düz ve pürüzsüz olduğu söylenemez, inişli çıkışlı yola benzeyen bu süreç içinde, çocuklar zaman zaman çeşitli problemlerle karşı karşıya kalırlar. Bu, bazılarında tuvalet eğitimi konusundaki savaşım şeklinde yoğunlaşırken, bazılarında da içe çekilme ya da sürekli bir utangaçlık veya uyum sorunları şeklinde görülebilir.

Çoklukla çocuklar, davranışlarında istenen ve istenmeyen davranış karışımlarını birlikte sunarlar.

Çocukluk döneminde görülen bazı problemler, normal gelişimin bir parçasını oluşturur. Hemen her çocuk hareketleriyle kabul edilen ve edilmeyen davranış biçimlerinin bir karışımını gösterir. Bu problemlerin çoğu kalıcı olmaktan çok, geçici türdendir.

Konuyu üç vaka örneğiyle açıklamaya çalışalım:

örnek Vaka 1.

9 yaşında bir kız çocuğudur. Okulda arkadaşlarının harçlıklarını çalarken yakalanmıştır. Birkaç kız arkadaşının kendini suç üstü yakalamalarına karşın, o işlediği suçu reddetmektedir. Bu tür hırsızlıkları ve olumsuzlukları sebebiyle arkadaşları onu sevmez. Bu sürtüşme ortamında zaman zaman onlardan bazılarını dövdüğü de olur.

Bu durumda 9 yaşındaki bu kız çocuğunun saldırgan ve anti sosyal davranışı, «sapan» bir davranış örneği olarak mı, yoksa «normal» davranış ölçüsü içinde mi kabul edilmelidir?

Örnek Vaka 2.

11 yaşındaki erkek çocuk okula gitmek istememektedir. O, hep orta düzeyde bir öğrenci olmuştur. Ancak bir bronşit nedeniyle 2 hafta okula gidememiştir. Okula başlayacağı gün nefes darlığı belirtileri görülür. Annesi, kendini daha iyi hissedinceye kadar evde kalmasını ister. Aradan 1 hafta daha geçmesine ve doktorun tamamiyle iyileştiğini söylemesine rağmen, okula gitme zamanı geldiğinde endişeleri artar ve kendisini hasta hisseder, sonunda da evde kalmayı tercih eder.

Bu vakadaki çocuğun tepkileri normal midir, yoksa bir uzman yardımına ihtiyacı mı vardır?

Örnek Vaka 3.

17 yaşında delikanlıdır. A. ve B. ümitlerini kesmiştir. O, az çalışmakta ve notları giderek düşmektedir. Üstelik bu durumdan pek kaygılı da görünmemektedir. Bir keresinde, babasının arabasıyla arkadaşlarıyla partiden dönerken küçük bir de kaza yapmıştır. Ailesi, uyuşturucu kullanmasından endişe etmektedir.

Bu gencin sorunu, tipik bir gençlik sorunu mudur, yoksa bu durum bir uyum sorununun mu göstergesidir?

Normallik ölçütleri

Çocuk ve gencin davranışının normal mi, yoksa davranış bozukluğu mu olduğunun belirlenmesi için bazı ölçütler gerekir. Bu ölçütler:

1.   Yaşa uygunluk ,

2.   Sapan davranışın yoğunluğu

3.   Süreklilik

4.   Cinsel rol beklentisi

5.   Kültürel faktörler şeklinde özetlenebilir.

1.   Yaşa Uygunluk:

Çocuğun yaşı ve gelişimindeki yeri, onun davranışının nor-malliğini belirlemede önemli rol oynar. Bazı spesifik korkuların gelişimiyle, ebeveyn dikkatini üzerine çekme arzusu, 4 yaş çocuğu için olağan bir davranış sayılırken, 13 yaş gencinde buna nadiren rastlanır. Aynı şekilde sigara içme, uyuşturucu kullanma 18 yaş genci için az da olsa rastlanan davranışlarken, aynı durum 8 yaş çocuğu için sapan davranış grubuna girer. Bu bağlamda uzmanlar ve eğitimciler, benzer davranışa aynı yaş grubu içinde büyük bir grupta rastlanıyorsa «normal» olarak kabul ederler.

Bizim hangi davranışın normal, hangisinin normal olmadığını kestirebilmemiz için öncelikle çocukların değişik yaşlardaki tipik davranışları hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir. Belirli bazı yaşlardaki çocukların hemen 1/3, ya da yarısına yakın bir kısmının davranışları öğretmen ve anne babalarını rahatsız etmesine rağmen, normal olarak kabul edilir.

Okul Öncesi Dönemi :

1-1,5 ve 2 yaş çocuklarında huysuzluk ve negativisme (olumsuzluğa) sık rastlanır. Yine isteklerin zıddımı yapma eğiliminde olan bu grup çocuklarda, sürekli bir yetişkin ilgisine ihtiyaç gözlenir. Bu nedenle negativist davranışlar, bu yaş grubu için normal kabul edilmelidir.

ilkokul Dönemi:

Huysuzluk ve öfke, yalan, aşın duyarlılık önde gelen tipik problemlerdendir. Erkek çocukların 1/3’ü aşın hareketli olarak tanımlanırken, 1/3’ü kıskanç olarak tanımlanır.

Ergenlik :

13-15 yaş arasında kızlarda görülen aşın duyarlılık 1/2 ora-randayken, bu oran erkeklerde 1/5’e düşer.

Yaşlara göre karakteristik belirtiler :

1,5-2 yaş :             Problemli davranışlar: Huysuzluk, istenen

şeyi yapmama, dikkat çekme arzusu, aşın hareketlilik, spesifik korkular.

3-5 yaş :                Huysuzluk, istenen şeyi yapmama, dikkat

çekme arzusu, aşın hareketlilik, spesifik korkular, aşın duygusallık, yalan söyleme, negativism.

6-10 yaş :              Huysuzluk, aşırı hareketlilik, spesifik kor-

kular, aşırı duyarlılık, yalan, okul başarısızlığı, kıskançlık.

11-14 yaş:            Huysuzluk,   aşın   duyarlılık,   kıskançlık,

okul başarısızlığı.

15-18 yaş :            Okul başansızlığı, okuldan kaçma, içki, sigara alışkanlığı.

Bu durumda, yukarıdaki örneklerden 9 yaşındaki kız çocuğunda görülen çalma ve kavga olağan bir davranış olmadığından, sapan davranış olarak kabul edilir. Bu yaş düzeyinde çok az kızda anti-sosyal ve saldırgan davranış türüne rastlanır. Aynı şekilde, 11 yaşındaki çocuğun davranışı da sapan davranış olarak mütalâa edilir. Buna karşılık, 17 yaşındaki gencin başarısızlık ve içki sorunu son gençlik (adolescence) döneminin tipik davranışlarındandır.

2.   Yoğunluk (Miktar) :

Bir davranışın bozukluk olarak nitelendirilebilmesindeki 2. ölçüt, yoğunluktur.

örneğin, 5 yaş çocuğunda öfke ve huysuzluk doğalken, bu, bir başkasına fizikî zarar verme ve onun haklarına tecavüz şekline dönüşürse, sapan davranış kategorisine girer.

3.   Süreklilik (Israr) :

Süreklilik, çocuğun belirli bir davranış türünü ısrarlı bir biçimde ve uzun zaman sürecinde tekrar etmesidir.

4    Cinsel-rol Beklentisi :

Erkeklerde, kızlara oranla daha saldırgan olmaları beklenirken, davranışlarıyla erkeklere benzer saldırgan örnekler sunan kızlann davranışı sapan davranış kategorisine girer.

5.   Kültürel Faktörler :

Normalden sapan davranış biçimlerinin oluşumunda, içinde yaşanan kültürel faktörlerin önemi büyüktür.

Problemli Çocuklara Yaklaşım Biçimleri

Yukarıda sınırları ve ölçüleri belirlenen normalden sapan davranış biçimleri psikopedagojik kaynaklı olabildiği gibi, psikiyatrik bir vaka görünümünde de olabilir. Burada önemli olan, vakanın olabildiğince erken teşhis edilmesi ve ailenin uygun uzmana başvurabilmesidir. Bu noktada, uygun uzman kavramının açıklığa kavuşturulmasında yarar görmekteyim. Özellikle çocuk psikolojisi ve eğitimiyle, gençlik psikolojisi ve eğitimi kapsamına giren konularda başvurulacak kişilerin pedagog ve bu konularda uzmanlaşmış psikologlar olduğunu vurgulamak isterim.

Özellikle psikopedagojik kaynaklı uyum ve davranış bozukluklarında, bizim için önemli olan semptom (belirti) değil, o belirtinin oluşumuna neden olan etmenlerin saptanmasıdır. Başka bir deyişle, önemli olan sıtmanın ateşiyle savaşmak yerine, gerideki bataklığı kurutmaktır.

Bu bataklık nasıl kurutulur?

Uzman pedagog, aynı tür semptom gösteren çok sayıda çocukla karşılaşır, ama sonunda pek çoğunun kaynağındaki sebebin farklı olduğu sonucuna varır. Söz gelimi, okul başarısızlığı gösteren üç çocuktan birisinin başarısızlık nedeni zihinsel yetersizlik, bir diğerinin kardeş kıskançlığı, üçüncüsününse öğretmenin yanlış tutumu olabilir. Bu durumda pedagog, önce sağlıklı bir anamnez almalı, yani çocuğun öz ve soy geçmişiyle yakın çevre koşullarını ayrıntılı bir biçimde inceleyebilmelidir. Anne ve babadan alınan bu bilgilerden sonra, çocuğa yaşma göre, yaptırılacak bir resim veya sorunlarını ortaya koyabileceği cümle tamamlama testi sayesinde kendini yansıtma fırsatı verilmelidir. Pedagog, çocukla kuracağı bireysel iletişimini sağlıklı kılarak çeşitli teknik ve testlerden yararlanabilir. Oyun terapisi, grup terapisi, psikoterapi çocuğun yaşına göre seçilecek yöntemler arasındadır. Aile terapisi, özellikle psiko-pedagojik kaynaklı uyum ve davranış sorunlarında büyük önem taşır. Anne-baba ve çocuk birlikte seansa alınabildiği gibi, ortak sorunları olan aile çiftleriyle toplu seanslar düzenlenebilir.

Uzman pedagog bütün bunları organize ederken, uzmanlık alanını aşan konularda nörolog, çocuk psikiyatristi ve klinik psikologun yardımına her an başvurabilmeli, ahenkli bir ekip çalışması gerektiğinde yeğlenmelidir. tlaç tedavisini gerektiren klinik vakalarda uzman pedagog vakayı derinlemesine incelemeye başlamadan önce, gerekli kişilere süratle yöneltebilmelidir.

Kısacası, problemli çocukların tanısı kadar tedavisi de uzun ve titiz bir çalışmayı gerektirir. Bu çalışmada sabırlı ve etkin yaklaşımlarıyla anne-babaya düşen görevin yanında; uzman pedagog, çocuk psikiyatristi ve klinik psikologa da büyük görevler düşmektedir.