Seks Hayatımızı Zenginleştirmek İçin Bir İpucu

İnsanlar güzel resimleri seyretmekten keyif aldığı için onları satın alır. Bu resimlere bakmak onu mutlu eder. Resim hayal gücünü zenginleştirir ve güçlendirir. Evet, hayal gücü… Hayalin büyük bir gücü var ve bu güç bizim mutlu olmamızı sağlar.

Hayal gücü özellikle cinsel hayatımızın zengin ve doyurucu olmasını sağlar. Buna bağlı olarak da iç giyim seks hayatımızı zenginleştirir; çünkü özen göstererek seçtiğimiz iç çamaşırları kendimize olan güvenimizi artırır. Bir nevi psikolojik destekleyici etkisi vardır.

İç giyimdeki çeşitliliğin ve renklerin uyarıcı etkilerini göz önünde bulundurmak çok önemlidir. İnsanoğlunun hayatında beğenilmek çok önemli bir yer tutar ve bir doyum sağlar. İnsanlar günümüze gelene kadar rahatlığın, çekiciliğin ve seksin hayatlarındaki yerinin önemini anlamışlardır. Bu anlamda seks hayatımızda iç giyimin rolü çok büyüktür.

Seks ve iç çamaşırının birlikte geçtiği cümlelerde akıllara hemen pornografi gelir. Bu bir önyargıdır. Normal ve sağlıklı sekste de iç giyimin çok önemli olduğu bilinmektedir. Yani sadece iş için, sahnede olan kişilerin çekici veya etkileyici giyinmesinin yanı sıra herkesin hem kendine güveninin oluşmasında hem de seks yaşantısının zengin, doyurucu çeşitlilikleri olması açısından etkilidir. Psikologlar cinsel isteksizlik veya sorunlar yaşayan kişilerde iç giyim materyallerini uyarıcı objeler olarak kullanırlar. Bu objeler daha önceleri Türkiye’de bulunmazdı ve yurtdışından getirilirdi. Ama şimdi Avrupa ülkelerine etkileyici, cinsel isteği artırıcı çamaşırlar gönderen bir ülkeyiz.

İç giyim cinsel uyarılmayı hem kadında hem erkekte etkiler. Bu çamaşırların sadece erkekler için giyildiğini düşünmek yanlıştır. Çamaşırlar, giyenin kişiliğini, kişilik özelliklerini yansıtır. Ça-maşırlardaki renkler, modeller, seksapellik dereceleri, alternatiflerin seçilmesi, rahatlık veya çocuksuluk çağrıştıran modeller kişiliğimizin aynasıdır. Kişiler zaman zaman seks fantezileri ile hayatlarını renklendirebilmelidirler. Çocuksu çamaşırları seçen bir bayan bazen çizgisini değiştirebilir. Ancak iç çamaşırında en önemli faktör renktir. Renk karşımızdakine kişiliğimizi yansıtmaktadır.

Tercih edilen çamaşırlar modadan, trendlerden, mevsimlerden ve en önemlisi yaş dönemlerinden etkilenirler.

Erkekler de kendi kişilik özelliklerini iç çamaşırı tercihlerine yansıtırlar. Dar sliplerle geniş şortlar hep kişilik özelliklerine göre bizlere bir şeyler söylemektedir.

İç çamaşırının hayatınızın en ışıltılı rengi olduğunu aklınızdan çıkarmamanızı tavsiye ediyorum. Siz bu ışıltıyı hak ediyorsunuz. Kendinizi mutlu edin. Buna kesinlikle değersiniz.

Erkeğin Genç Olmasından Korkmayın

Önce Seda Sayan ardından da Nurseli İdiz ve Pınar Altuğ ile gündeme gelen genç erkeği tercih eden kadınlar ve onların ilişkilerine psikolojik açıdan bir göz atalım. Ünlüleri bu tercihleriyle gözden geçirirken bu listede Bülent Ersoy, Gönül Yazar gibileri de sıralayabiliriz.

Bu tercihi yabancı sanatçılarda da görüyoruz. Böyle ilişkileri sadece ünlüler yaşamaz. Pek çok kişinin ilişkisinde yaş farklılığı faktörü etkili olabilmektedir. Geleneksel olarak evliliklerde ve birlikteliklerde kadının erkekten küçük olması beklenir ve tercih edilir. Hatta toplumumuzda kadın ve erkeğin aynı yaşta olması bile tercih edilmez ve hoş görülmez.

Günümüzde yaşanan ilişkilerde ise hem kadının yaşının geleneklerin tersine erkekten daha büyük olması hem de aradaki yaş farkınm fazla olması söz konusudur. Bu ilişkilerde ikinci bir zorluk ise bu kişilerin ünlü olması ve göz önünde olmasıdır. Kişiler ünlüyse toplum onları izler, takip eder, merak eder ve en önemlisi de örnek alır. Özellikle gençlerin üzerinde örnek alma davranışı daha fazla gözlenir.

Biz psikologlar olarak ünlülerin gece hayatı, sigara, içki, silah taşımak gibi konularda kendilerine ve davranışlarına çok dikkat etmelerini tavsiye ediyoruz. Çünkü olumlu toplumsal mesajların en etkin olarak onlar tarafından verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Genç erkekleri tercih eden ünlülere insanlar tepki gösterirler ve bu ilişkilerin kısa süreli olacağı inancı vardır. Bir de tabii bu tür ilişkilerin reklam koktuğu da düşünülür.

Bilinenlerin aksine ilişkide veya evlilikte erkeğin kadından küçük olması ilişkiyi gerçekten tehlikeye sokmaz ya da tehdit etmez. Hatta ilişkinin daha keyifli, zengin, doyurucu ve mutlu olmasını sağlar. Erkekler sevgi ve şefkati aynı kişide bulduklarında daha mutlu olurlar ve eşlerini de mutlu ederler.

Araştırmalar bu tür ilişkilerin beklenenin aksine iyi ve başarılı gittiğini göstermiştir. Böyle ilişkilerde de tartışmalar olur; ama bu tartışma kavgaya dönüşmez. İlişki ihtiyaçlara bağlı olarak yaşanır.

Ama yine de sonuç olarak ilişkilerde yaşanan her türlü sorun için bir evlilik danışmanının devreye sokulması hayatı çok daha kolaylaştıracaktır.

Eşcinsellik

“Eşcinsellik” ve “Homoseksüelite”, erkeğin ve kadının kendi cinsinden kişilerle cinsel ilişki kurma eğilimi ve eylemidir. Hatta kimi toplumlarda artık eşcinsel evlenmelere bile izin verilerek bu durum bir sorun olmadığı kabul edilmiştir.

Eşcinsel eğilim ve eylemlerinden çok acı çeken, sıkıntı duyan kişilere psikologlar yardımcı olmaktadırlar. Kendi benliği içinde uzlaşmış, eşcinselliğe uyum sağlamış bir kişinin normalde psikolojik yardıma ihtiyacı yoktur. Eşcinsellik ya açık ya da gizli eşcinsellik şeklinde görülmektedir. Açık eşcinsellikte kişi eşcinsel duygu ve dürtülerinin farkındadır. Bu duygu ve dürtülerin doyurulmasını ister ve uygun eş bulunca cinsel eylemde bulunur ve bu eylem kendisine haz verir. Bütün eylemlerinin bilincindedir ve cinsel yöneliminin nesnesi bellidir. Bir başka deyişle eşcinsel dürtü, duygu ve davranışlar benliği ile uyumludur.

Gizli eşcinsellik de ise kişi eşcinsel dürtü ve eğilimlerinin bilincinde değildir. Bu bilinçsizlik durumu kişinin bir çatışma içine girmesine neden olabilir. Bir yanda bilinçdışı yasak ve kabul edilmeyen dürtü ve eğilimleri yaşarken diğer yandan benliği bunları bilinçten uzak tutma savaşı vermektedir. Bu durumda kişi savunma mekanizmaları geliştirir ve bunlar aşırı erkeklik çabaları, aşırı eşcinsellik düşmanlığı olarak ortaya çıkabilir.

Çocuklukta ve ergenlikte bilinçli nitelik kazanan eşcinsel dürtü ve eğilimler ve belli deneyimler birçok kişinin yaşamında olabilir. Bunlar genellikle açık eşcinselliğin kişilikte yerleşmesine yol açacak denli güçlü değildir. Ergenlik ve delikanlılık döneminde yavaş yavaş sönerler. Bu tür deneyimler genel olarak bir sorun olarak tanımlanmaz. Böyle bir durumda eşcinsellik söz konusu değildir

Sıkça Sorulan Sorular

1. Şeker Hastalarında Cinsellik

“18 yaşından beri şeker hastasıyım. Şeker hastası olduğum için zaman zaman sertleşme problemi yaşıyorum. Şimdi 30 yaşındayım. Bu durum ömür boyu böyle sürecek mi diye kaygılanıyorum. Şeker tedavimi kendim yapıyorum. Şimdi bekârım ancak evlenmeyi düşünüyorum. Kız arkadaşıma bu durumu ne zaman ve nasıl açıklamalıyım?”

Şeker hastalarında sertleşme problemi görülebilmektedir. Hekimler şeker hastası olan kişilere ve eşlerine, şeker hastalığının tedavisiyle birlikte çıkabilecek cinsel sorunlar konusunda da bilgi vermelidirler. Özellikle bu tür hastaların bir psikologla görüşmesinin ruhsal hayatları açısından da önemi vardır. Tıp, hızla ilerlemektedir. Sertleşme problemi psikolojik sorunları da beraberinde getirir.

Şekere bağlı sertleşme problemi devam etse de, çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Bu konuda etkili olan ilaçlar mevcut olmakla birlikte belli bir yaştan sonra ise sertliği sağlayıcı protezler önerilmektedir. Bu çareleri bir psikolog yardımıyla mutlaka tartışmalı ve bunlardan yararlanılmalıdır. Mutlu ve huzurlu yaşamak, şeker hastalarının da hakkıdır. Kız arkadaşına bir an evvel durumu uygun bir ortamda mutlaka açık ve net olarak anlatmalısın. Bu konuda kaygılanıyorsan bir psikolog bu konuda yardımcı olacaktır.

2. Cinsel Uyarıcılar

“Ben cinselliğin hem uzun sürmesini hem de fazla zevk vermesini isteyen bir erkeğim. Cinselliği seviyorum. Cinsel ilişkiden zevk alıyorum. Bu konuda pek çok şey okumak, öğrenmek, kendimi geliştirmek, bilgilenmek istiyorum. Cinsel yönden daha uzun ve zevkli saatler geçirmek için cinsel uyarıcılardan bahsedildiğini duydum. Acaba bu tür uyarıcıları mı yoksa doğal uyarıcı besinleri mi tercih etmem daha doğru olacaktır?”

Cinsellik tat alınması için gerçekleştirilen doğal bir olaydır. Teiniz, hoş, güzel yaşanmalıdır. İnsan bu konuda kendini yenile-meli, geliştirmelidir. Her güzel şeyde olduğu gibi, cinsellikte de pek çok güzel bilgiler öğrenilir ve her an daha güzel, değişik yollar keşfedilir. Yani insan bu konuda kendini sürekli geliştirebilir.

Uzmanlar doğal besin şeklinde kullanılan ceviz gibi uyarıcıların daha sağlıklı olduğu konusunda hem fikirdirler.

3. Genç Kızlarda Mastürbasyon

“18 yaşında bir genç kızım. Bazen içimden bir dürtünün geldiğini ve kendimi kontrol edemediğimi fark ediyorum. Mastürbasyon yapmak sağlıklı mıdır? Ailem, özellikle annem sık sık ‘Sakın böyle bir şey yapma,’ diye beni uyarıyor.”

Mastürbasyon yapmak normal, doğal ve sağlıklı bir dürtüdür.

Bu konuda bilmen gereken şey, genç kızların da erkekler gibi mastürbasyon yapmalarının normal olduğudur. Bu olay, günah ya da ayıp değildir. Öncelikle hijyen kurallarına uymaya dikkat edilmelidir.

4. Lezbiyen İlişkiler

“Ben 25 yaşındayım. 16 yaşındayken, iki kız arkadaş bir cinsel ilişki denemesi yaptık. Bu ilişki için arkadaşım bana çok ısrar etti. Ben de kabul ettim. Şimdi evliyim ama içimde hep bir korku var. Bu tecrübe suçluluk hissetmeme neden oluyor. Acaba benim lezbiyen dürtülerim mi var?”

Bu tür ilişkiyi yaşayan çoğu bayan bu kaygıyı taşımaktadır. Bu deneyim sizdeki cinsel uyanış ve merak duygusunun sonucudur. İnsanlar, hayatlarının bir döneminde böyle durumları yaşamış olabilirler. Bu, o kişinin ne homoseksüel olduğuna işaret eder, ne de senin durumunda olduğu gibi lezbiyenliğe. Bu, ilk uyanış ve merakla yapılan doğal bir dürtüdür. Korkmana gerek yok, hiç suçluluk duymamalısın. Masumca bir olay seni ve cinsel hayatını engellememeli. Cinselliği korkmadan ve doyasıya yaşamalısın. Cinsellik iki kişiye de haz, hoş duygular ve zevk veren bir olaydır.

5. Cinsel Merak

“21 yaşındayım. İnternette cinsellik konularındaki web sitelerine bakıyorum. Arkadaşlarım ve ailem sapık diye üzerime geliyorlar. Bu konunun sapıklık olmadığını onlara nasıl anlatabilirim?”

Her insan seks dergilerine ve web sitelerine bakabilir. Bu çok normaldir. Hatta belli yaşlarda bu ilgi daha da yoğunlaşabilir. Bu yoğunluk çok sağlıklı bir gelişmenin sonucudur. Bir süre, özellikle gençlik döneminde etkisini sürdürecektir. Her gençte ortak bir durumdur. Bu konuda bir şeyler görür veya bir şeyler yakalarlarsa paniğe kapılıp üzülmesinler.

6. Kadınlar Prezervatif Sevmiyor                  1

“Ben üç senelik evli bir kadınım. Eşim bu seneye kadar geri çekme yöntemini kullanıyordu. Şimdi prezervatif kullanmak istiyor. Prezervatif kullanmak istemesi hoşuma gitmiyor. Hatta bu konuda kavgalarımız oluyor. Ben eşimi sevmeme rağmen onu kırıyorum o da ilişkide bulunmuyor. Bu durumda ben onun ilişkiye girme teklifini istememe rağmen reddediyorum.”

Çoğu kadın ilişkide prezervatif kullanıldığında sanki kocaları onları sevmiyor gibi bir fikre kapılıyorlar. Prezervatif kullanmanın sevgi ile bir ilişkisi yok. Ayrıca dışarı çekme yöntemi çok güvenli değildir. Erkek ilişkide rahat olamaz. İlişkide her iki tarafın da rahat ve gevşek olması önemlidir. Eşinize değişik prezervatifler alarak cinsel hayatınızı heyecanlandırabilirsiniz. Örneğin kokulu, çiçekli, üzeri resimli, şekilli veya değişik renkteki prezervatifleri alarak hem eğlenin, hem de heyecanlı ve rahat bir seks yaşayın. Eğer siz eyleme katılırsanız prezervatif konusundaki olumsuz tavrınız da ortadan kalkacaktır.

7. Oral Seks

“Biz cinsel ilişki olarak değişik ilişkilere seks hayatımızda yer veriyoruz. Bu ilişkilerde özellikle oral ilişkinin çok özel bir yeri var. Hem eşim hem ben bu tür ilişkiden zevk alıyoruz. Bir sorun ortaya çıkabilir mi?”

Hijyene dikkat edildiğinde oral seks yapmakta bir sakınca yoktur. Bu tür ilişkiler yaşamınızı renklendirir ve canlandırır. Eşler ilişkinin süresine, biçimine ve sayısına birlikte karar vermelidirler. Oral ilişkiyi kadın erkeğe, erkek de kadına yapabilir. Bu ilişki boşalma biçiminde olabildiği gibi ilişki öncesinde ön sevişme şeklinde de olabilir.

8. Cinsel İlişkiye Girme Korkusu

“Eşimde cinsel ilişkiye girme korkusu var. İnternette cinsel sitelere bakmak ve CD izlemek bu korkuyu yenmesine yardımcı olabilir mi?”

Cinsel ilişkiye girme korkusu genelde bayanlarda nadiren de erkekte olabilir. Bu, özel bir durumdur. Uzmanlar cinsel alanda eğitici nitelikteki CD ve web sitelerinin değil; konulu, duygusal içerik taşıyan erotik CD’leri ve web sitelerinin izlenmesini önermektedirler. Bu tür desteklerin yeterli olamayabileceğini göz önünde bulundurarak vakit geçirmeden bir psikologdan yardım istemek en doğru hareket olacaktır.

“Evleneli bir yıl oldu ancak hâlâ cinsel ilişkiye giremedik. Eşimle uzun zamandır tanışıyoruz, aynı zamanda da iş arkadaşıyız. Eşim korkuyor. Her şey çok güzel, o ana gelince her şey bitiyor. Kendisiyle konuşuyorum, güzel sözler söylüyorum. Yine bir değişiklik olmuyor. Bu konuda pek çok şeyi denedik. Birbirimize karşı kırıcı olmaya başladık. Tartışmalar, atışmalar ortaya çıkmaya başladı. Ama bir zaman sonra ailelerimiz ‘çocuk istiyoruz’ şeklinde bizi sıkıştıracaklar. Eşimin bu korkusunu yenmesi için neler yapabiliriz?”

Cinsel ilişkiye girme korkusu daha çok psikologların yardımcı olacağı bir alandır. Tıbbi ismi ‘vaginismus’ olarak geçen bu durum, geleneksel toplumlarda daha sık görülmektedir. Böyle durumlarda eşler kendilerine bir süre tanımalıdır. Ama bu süre uzamaya başladıkça aralarındaki sevgi ve saygı azalabilmekte, tartışmalar, suçlamalar ortaya çıkabilmektedir. Bu durum evliliğin ve ilişkilerin sonunu getirebilir. Birbirine kızan iki insan güzel bir cinsellik yaşayamaz. Cinsel ilişkiye girememe eşin elinde olan bir durum değildir, isteyerek ve bilerek yapmamaktadır. Cinsellik ne kadar fiziksel bir ilişki olursa olsun, psikolojik tarafı ağır basmaktadır. Cinsel ilişkiye girememe sorununu çözümü için ilişki yıpranmadan psikolojik destek alınmalıdır.

“Sayın danışman, biz evleneli bir yıl oldu, eşimin ilişkiye girme konusunda korkulan olduğu için onu zorlamak istemiyorum. Cinsel içerikli CD’ler bize yardımcı olabilir mi? Bu tür CD’Ieri bayanlar izlerse cinsellikten uzaklaşabilir mi? Bu tür CD’Ieri ne sıklıkla seyretmek uygun olacaktır.”

Cinsel ilişkiye girme korkusu durumunda öncelikle psikologdan yardım istemek doğru olacaktır. Bu yardımın zamanlaması önemlidir. Yardım almak geciktikçe ilişki zora girmeye başlayacaktır.

Süreç eşler arası iletişimi de bozabilecek kırgınlık ve dargınlıklara sebep olabilecektir. Cinsel ilişki korkusu aileden geçer, baskılar sonucu olabilir. Yanlış ve eksik bilgiler cinselliğin doğru ve tam olarak zevkle yaşanmasını engelleyebilir. İlişki sırasında istemdışı kasılmalar cinsel ilişkinin olmasını ortadan kaldırır. Bu tür kasılmalar kontrol dışı olarak korku, kaygı, endişe sofîu-cu ortaya çıkar. Bu korkular bazen genç kızlara bilgi vermek için, bazen şaka yollu bazen de ayrıntılı açıklamalar sonucu ortaya çıkabilir.

Psikologlar bu tedavilere gevşeme taktiklerinin öğretilmesiy-le başlamayı tercih ederler. Terapi ile devam ederler. Bu durumda cinsel CD’lerle terapi aşaması ile birlikte cinsel bilgilendirme yapılır. Cinsel bilgilendirme aşaması içinde CD’ler rahatlıkla kullanılabilir. Bu iş için kullanılacak CD’lerin içerikleri çok önemlidir. Rahatlama sağlamak yerine daha fazla kasılmaya ve korkuya neden olunmamalıdır. Terapide kullanılacak cd’ler konunun uzmanı tarafından seçilmiş olmalıdır. İçeriklerinde korkutucu, sadist sahneler olmamalıdır. Direkt ilişkiyi göstermeyen, doğal yaşamda görebileceğiniz kişilerin oynadığı CD’ler olmalıdır. Bu konuda özellikle hazırlanmış çalışmalar bulunmaktadır. Cinsel CD’ler kadın ve erkeklerde cinsel isteği artırmaktadır. Sadece cinsel cd’ler ilişkiye girememe konusunda yeterli olmaya; çaktır. Bu araçlar terapiyle birlikte daha etkili olabilecektir.

9. Genç Erkeklerde Mastürbasyon

“17 yaşında derslerinde başarılı bir lise öğrencisiyim. Basketbol oynuyorum. Ancak genel olarak hırçın ve zaman zaman içime kapanık oluyorum. Mastürbasyon da yapıyorum ardından da pişmanlık duyuyorum. Arkadaşlarımın da buna benzer sorunları olduğunu biliyorum. Mastürbasyonu ne sıklıkla yapabilirim?”

Söyledikleriniz pek çok gencin durumunu yansıtmaktadır. Bu yaşlarda cinsellik dürtüsü daha belirgindir. Gençlik döneminde mastürbasyon yapmak doğal, sağlıklı ve normal bir olaydır. Özellikle bu yaşlarda sık mastürbasyon yapan pek çok genç pişman olduğundan, üzüldüğünden ama kendine engel olamadığından söz eder. Bu konuda kendini engellemeye çalışmak sağlıklı değildir. Mastürbasyon yaptığında korkman, pişman olman gereksizdir. Mastürbasyon yapma sıklığı ile ilgili bir ölçü verilemez; ama bu dönemde mastürbasyonun sık yapılmasında hiçbir sakınca yoktur.

10. Mastürbasyonla İlgili Korkular

“18 yaşındayım. Mastürbasyonu bazen günde üç veya dört kere yaptığım oluyor. Arkadaşlarım ve çevrem sık sık mastürbasyon yapmanın tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini hatta kısır kalabileceğimi bile söylüyorlar. Sık mastürbasyon yapmanın bir tehlikesi var mı?”

Gençlik döneminde cinsel dürtüler artar. Bu yaşlarda sık mastürbasyon yapmak doğaldır. Sık mastürbasyon yapıldığında cinsel güç, istek veya cinsel performans azalmaz. Mastürbasyon yapmak kısırlaşmaya neden olmaz. Büyükler, bazen gençlerin cinsellik konusuna kendilerini fazla kaptırdıklarında ders çalışamayacağını, işlerini ihmal edeceğini düşünerek kaygılanırlar ve bu tür sözler edebilirler.

Menopoz Döneminde Cinsel Yaşam

Kadınları kaygıya düşüren şeylerden biri yaş dönümüdür. “Menopoz”. Kadınlar genellikle yaş dönümü ile birlikte yalnız üretkenliklerinin değil canlılıklarının ve çekiciliklerinin de kaybolmasından korkarlar. Bir kadının üretkenliğinin sona ermesi (cinsel hayatı değil), menopoz veya yaş dönümü olarak adlandırılır. Çocuk sahibi bazı kadınlar için bu dönem bir kurtuluş yoludur. Yeniden gebe kalmak korkusu ya da gebeliği önleyici yollara başvurma zorunluluğu.ortadan kalkar. Çocuk sahibi olmamış kadınlar için bu dönem daha acı olabilir. Böyle bir kadın son şansını da kaybettiğini ve artık anne olamayacağını bilir. Yaş dönümü için ortalama yaş 45’tir.

Yaş dönümünün adet görmenin tam olarak ve sürekli olarak kesilmesiyle başladığı bilinmektedir. Yaş dönümünün yol açtığı rahatsızlıkların çoğu ruhsal nedenlidir. Sinirlilik, aşırı duygusallık, baş ağrıları, uykusuzluk, dikkatini toplayamama, korku ve bunalımlar. Yukarıda çok net olarak belirttiğimiz gibi bu dönemde seks hayatı bitmez. Sadece kadında ortaya çıkan hormon dengesizlikleri ve ruhsal değişimler sonucu kadın, kendini seks hayatından izole etmek yoluna gider. Bu tamamen yanlış bir tutumdur. Yapılan bilimsel araştırmalar bu tutumun değiştirilmesini savunmaktadırlar. Kadın kendisini eskisine göre çirkin bulabilir. Bu anlamda kendine bakması, özen göstermesi ve eşiyle var olan cinsel ilişkisine devam etmesi gereklidir: Ayrıca artık doğum kontrol korkusu da olmadığı için daha sık ve daha rahat cinsel ilişkiye girebilecektir. Cinsel ilişki sırasında cinsel organlarının kayganlığını sağlamak için krem kullanmak normal ve sağlıklı bir süreç için gereklidir. Evli değilse erkekler de olduğu gibi rahatlıkla mastürbasyon yaparak suçluluk duygusu hissetmeden cinsel tatmine ulaşabilir.

Kadında Orgazm

Kadınlarla erkekler cinselliği farklı yaşamaktadırlar. Öncelikle kadınlarda cinsel uyarılma erkeklerden daha yavaş olur. Erkekte uyarılma daha hızlıdır. Kadın sevişme sırasında tüm vücudunun okşanmasını ister. Sevişme ilerledikçe ise, cinsel bölgelerine dokunulmasını ister ve orgazma yaklaşıldığı anlarda cinsel bölgelerdeki okşamaların uzamasına izin verir.

Erkekte ise bu olay kadının tam tersi şekilde gelişir. Erkek sevişmenin başlangıcında bile cinsel bölgelerin okşanmasını ve uyarılmasını ister. Kadının erkeğin omzunu veya sırtını okşaması erkek için yeterli değildir. Erkek, sevişmeye direkt cinsel bölgelerin okşanması ile başlamasını ve devam edilmesini arzu eder. Kadın erkeği de kendisi gibi düşünerek, onun zevk aldığı bölgeleri değil, kendi zevk aldığı bölgeleri okşayacaktır. Erkek de kadını kendi gibi düşündüğü için onu hoşlandığı ve uyarıldığı şekilde uyaracaktır. İlişkide her iki cins de, karşısındakinin bundan çok hoşlanacağını düşünmektedir.

Yukarıda bahsettiğimiz bu farklılığı her iki cins de biliyorsa, ilişkilerinde uygulayacaklar ve ilişkide doyum kalitesi de artacaktır.

Genellikle kadın cinsel isteklerini belli etmekten kaçınır ve bu isteğin eşinden gelmesini bekler. Çok rahat iletişim kuran kadınlar bile ilişki isteğinin eşlerinden gelmesini beklemek durumunda kaldıklarını belirtmektedirler. Kadınlar bu durumu şöyle açıklamaktadırlar: “Eşim her durumda beni yanlış anlayabiliyor. Okuyarak öğrendiğim şeyleri yaptığımda sen bunları daha önceki deneyimlerinden mi öğrendin şeklinde yersiz kıskançlıklar yapıyor. Hiçbir şey bilmiyormuş gibi tepkisiz kalırsam, ‘Sen de hiçbir şeyden anlamıyorsun’ diye çıkışır.”

Çeşitli çalışmalarda kadınlar, cinsel ilişkide ön sevişmenin uzun olmasını ve sevişme esnasında daha çok güzel sözler duymak istediklerini belirtmişlerdir.

Cinsellik üzerine yapılan çalışmalar kadınlarda ön sevişmenin uzun tutulmasını önermektedir. Cinselliği kaliteli hale getirmek ve zevk süresini uzatmak her iki cins için önemlidir.

Ön sevişmede aşk oyunlarına önem verilmelidir. Kadın cinselliğinde özellikle orgazm sonrasında da bir farklılık gözlenmektedir. Kadın orgazma ulaştıktan sonra, cinsel duyarlılığı orgazmdan sonra bir süre daha devam eder. Erkek orgazma ulaştığı andan itibaren cinsel uyarılması son bulur. Erkek artık duyarlı değildir; çünkü olay tamamlanmıştır. Çok coşkulu bir orgazmdan sonra bile uyuyabilir. Kadınlar bunu “Eşim orgazm olduktan sonra hemen arkasını döndü ve uyudu” şeklinde dile getirerek durumdan şikâyet ederler. Hatta bu durumdan dolayı eşlerine kızdıklarını da eklemektedirler. Erkeğin bu tavrı, cinsel duyarlılığı halen devam etmekte olan kadın için anlaşılır bir durum değildir. Kadın bu kadar zevkli, muazzam bir cinsel ilişkiden sonra bir süre daha erkekle konuşmak, sohbet etmek veya erkeğinin kendisine sarılmasını, dokunmasını, kendisini okşamasını ister.

Eşler, durumun aslında biyolojik farklılıklardan kaynaklandığını bilseler birbirlerine bu kadar tepkili olmayabilirler. Kadın, erkeğin bu davranışının kasten yapılmış bir saygısızlık olmadığını; erkeklerde orgazma ulaşma anından itibaren cinsel duyarlılığın son bulmasından kaynaklanan bir durum olduğunu bilmelidir. Erkekler de kadının orgazma ulaşmasından sonra cinsel duyarlılığının devam ettiğini bilseler, zor da olsa güzel bir ilişkiden sonra eşine sarılabilir veya onun elini yumuşakça tutabilir.

Diğer farklılık ise, erkeklerde orgazm sayısının bir ilişkide sınırlı olmasıdır. Ama kadınlar bir ilişkide fazla sayıda peş peşe orgazma ulaşabilirler. Bunun nedeni de biyolojik bir farklılıktır. Kadınlar her ilişkide kesinlikle orgazma ulaşmanın gerekli olduğunu düşünürler. Ancak bazen erkeğe sadece sarılmak, onun sıcaklığını hissetmek onlar için doyurucu olabilmektedir. Erkeklerdeki orgazmın görünür olmasına karşın, kadınlarda orgazm bir akıntı ve bir boşalma ile gerçekleşir, bu göz önünde olmadığından erkek kadının orgazm olmadığını anlamayabilir. Bazen de kadınlar gerçekten eşlerini üzmemek için veya ilişkiyi hızlandırmak için orgazm taklidi yapabilirler. Bu bazen sağlıklıdır, bazen de bir kaçış yoludur. 6O’lı yıllarda cinsel devrim ve hippilik felsefesinin yaygın olduğu dönemlerde kadınla erkeğin aynı anda orgazma ulaşmalarının en uygun durum olduğu söyleniyordu. Cinsel terapistler şimdi, orgazmın kadın ve erkekte aynı anda olmasının gerekli olmadığını söylemektedirler.

Cinsel İsteksizlik

Cinsel isteksizlik yalnızca fizyolojik sorunlardan kaynaklanmaz. Ruhsal sorunlar, yorgunluk ve cinselliğe önem vermeme de nedenler arasında sayılmaktadır. Kesinlikle bilinmesi gereken önemli bir konu da; kadın ya da erkekte, evli ya da bekârlarda sekse verilen önemin küçümsenmemesidir. Bu konuya zaman ayırarak, geliştirilmiş pek çok materyali kullanarak ve bilgileri artırarak bu alanda güzel ve hoş şeyler yaşayabilirsiniz.

Kadın Cinselliği

Kadınlar için cinsel uyarıcı olan şeyler nelerdir? Bu konuda çok araştırma yapılmamıştır. Araştırma konusu genelde erkeklerin nelerden etkilendikleri olmuştur. Şimdilerde artık kadınlar da çalışma hayatına girdi ve üst düzey yönetici kadrolara gelmeye başladı. İktidar olma gücünü artık kadınlar elinde tutmaya başlayınca, onlar da düşünülmeye başladı. Artık kadınların mutluluğu için ve daha fazla cinsel haz alabilmeleri için de ilgili çalışmalar yapılıyor. Tüm bunların sonucunda, bilim adanılan artık kadım cinsel yönden duyarlı hale getirmede nelerin, ne ölçüde rolü olduğunu araştırmaya başladılar. Bu arayış hem kadınların cephesinde hem de erkeklerin cephesinde çok önemlidir. Sözün özünde, kadının nasıl daha fazla cinsel zevk alacağı konusundaki bilgi hem kadını mutlu edecek, hem de ilişkiyi güzelleştireceği için erkeği de mutlu edecektir.

Jacqualine Tarkiel “Seks aşkla olur; ama seks aşkın dışında da olur ve güzel, doyurucu olabilir,” diyor. Biz buna katılıyoruz. Ayrıca aşksız seksin sadece erkeklere özgü olduğunu söylemek doğru bir düşünce değildir. Kadın da erkek gibi, uygun bir seks ilişkisinden haz alacaktır. Bu haz olayı gerçek bir doyumdur. Ama aşkla birlikte alınan doyum, gram olarak daha fazla haz veren, daha farklı etkileri yaşatan bir tecrübedir. Bu yaşantıda aşk o kadar etkin ve de baskındır ki, aşkın gücü seksten alınan zevkin önünde gider.

Kadın için çok önem verilmesi gereken bir nokta da menopoz döneminde sekstir. Bu dönemde seks ilişkisinin olmaması veya az olması, kadınları psikolojik olarak olumsuz etkilemektedir. Kendilerini işe yaramaz hissetmektedirler. Bunun sonucu olarak erkeklerini mutsuz edebilir ve ilişkilerini bozguna uğratabilirler. Menopoz döneminde östrojen hormonlarının azalması, salgı sistemindeki düzensizlikler, vajinal kuruluk gibi sorunlar tedavi edilmediği takdirde cinsel isteksizliğe neden olabilir. Ama bu sorunun da çaresi vardır.

Tüm menopoz dönemine giren veya girmek üzere olan kadınlara önerimiz, mutlaka bir psikologla görüşmeleridir. Çünkü önce kafalarındaki soru işaretlerini netleştirmeliler. Bazen sadece bilgilenme bile sorunların çözülmesine yardımcı olabilir. Bazen cinsel ilişkiye girememe korkusuyla psikologa gelen pek çok çift cinsellik konusunda bilgilendirme aşamasında ilişkiye rahatça girmektedirler. Karşılaştığımız bu tür vakalarda cinselliğin tabu halinin sürdüğünü tespit edebiliyoruz.

Kadınlarda ya da erkeklerde, cinsellik konusunda bilgi eksikliği bütün yoğunluğuyla devam etmektedir. Utanma, bilgisizlik, yanhş bilgiler, batıl inançlar ve günah duyguları cinselliğin katili olmaktadır. Menopoz dönemindeki kuruluk gibi basit ve çözümü olan bir olay pek çok çifti mutsuz edebilmektedir.

Aşılması gereken bir başka konu da; toplumumuzda hâlâ seksin güzel, hoş, temiz ve gerekli bir olay olarak algılanmamasıdır. Medya dahil bütün imkânlarla seksin güzel, gerekli, zevkli bir olay olması gerektiğini insanımıza anlatabilirsek, ne mutlu bize! Bundan sonrasında ise yanlış ve eksik bilgilerin düzeltilmesi gerekir. Günah ve batıl inançların doğru fikirlerle yer değiştirmesi bu konuda atılabilecek en iyi adım olacaktır.

Kırk Yaş Sendromu

Kırka yaş sendromu psikoloji kitaplarına girmiş, bir başka ismiyle Lolita Kompleksi olarak bilinen bir dönemdir.

Erkeklerin yaşlan 40’ı geçmeye başladığında bu sendrom kendini göstermeye başlayabilir. Bu sendromda genç kızlara ilgi duymak, kendini genç kızlarla ilişki içinde hayal etmek görülebilir. Genç kızlarda 40 yaşlarında, olgun, tecrübeli bilgili hatta zengin olan erkekten hoşlanabilir k: Özellikle cinsellik konusunda tecrübeli, kadının ruhunu ve cinsel isteklerini bilen bir erkek kendi yaşıtlarından daha önemli hale gelebilir. Genç kızlar, genç erkeklerden önce olgunlaşırlar. Genç delikanlı özellikle cinsellik konusunda utangaç, tecrübesiz ve bilgisizdir. Bazen de cinsellik konusunda daha ürkek ve cesaretsizdir. Bu durumda genç kızları, onlara ilgi gösteren olgun erkeğe doğru yönlendirebilirler. Bu durum sohbet etmek, beğenmek şeklinde normal algılanabilir. Birlikte çıkmak, cinselliği yaşamak noktasında patolojik hale dönüşebilir. Bu noktada toplumun değer yargıları, sert bir biçimde devreye girecektir. İlişki iyi niyetli olsa bile, dışarıdaki olaylar ilişkiyi zorlayacaktır. 40 yaşında eşinden boşanıp genç bir bayanla evlenmiş ve evliliğini düzgün ve başarılı götüren çiftleri görebiliyoruz.

Genç bayan-olgun erkek beraberliğinin sağlıklı yürütülebilmesi kolay değildir. Evliliklerini genç sevgilileri için yıkma yoluna giden kişilerin evlilik danışmanlarından destek almaları doğru olacaktır. Duygularını gözden geçirmek ve onlar için kadının genç olmasının ne ifade ettiğinin görülmesi ve bilinmesi gerekmektedir. Kendi çocuklarıyla aynı yaşta biriyle evlenmiş olmak konusunda çocukları, çevresi, yakınları, arkadaşları bazen de vicdanı kişiyi zorlayabilecektir.

Özellikle bu tür duyguları fark eden erkek veya eşi kocayı suçlamadan bir evlilik danışmanından destek almalıdır. Erkekler de kırk yaş civarında cinsel boşalmarın süresinde uzama ve sayısında değişmeler ortaya çıkması erkekte cinsellik bitecek gibi gerçekte olmayan sanal bir korkuyu doğurabilmektedir. Bu tür korku, endişe ve kaygıların varlığının da 40 yaş sendromuna sebep olabileceği düşünülmektedir.

Viagra ve Erkek Cinselliği

“Oh ne iyi! Artık Viagra var! Tüm sorunlar çözüldü, artık cinsellikte sorun yaşanmayacak!” Doğrular:

1- Viagra cinsel ilişkiyi aktif hale getirir. Ama ilişkinin başarısına ve kalitesine müdahale etmez. İnsanlar sevişmeyi bilmeli, kendi vücudunu ve eşinin vücudunu tanımalıdırlar. Eşler duyarlı noktalarını birbirleriyle paylaşabilirleridirler. Sekste başarı sayı veya süre değil, kalitedir.

2-  Erkekler Viagra ile aktif olurlar; ama kadınlar bu konuda eşlerine cevap verebilirler mi? Kadın yine kaygılarıyla, sorunlarıyla hatta bazen sağlık problemleriyle baş başa kalabilir. ,

3-  Viagra nedeniyle boşanmalarda önemli bir artış görülebilir mi peki? Görüşler genelde boşanmaların artacağı hatta özellikle kadınların aleyhine olumsuzlukların da yaşanabileceği yönündedir.

4- Erkekler bu konudaki başarıları sonucunda mutlu ve keyifli olacaklardır. Hatta iş başarılarında, performanslarında belirgin bir artış gözlemlenecektir.

Doğruyu son yapılan araştırmalar göstermektedir. Yapılan araştırmalar uzun yaşamın sırrını üç maddeyle tanımlamıştır:

1- İyi uyku

2- Sigaradan uzak durmak

3- Düzenli seks

İktidarsızlık ve Viagra Kullanımı

Viagra kadınları mutlu mu eder yoksa mutsuz mu? Senelerdir uyuyan, sakin sakin oturan aslan birden hareketlenirse, anne aslan ne yapar? Öncelikle korkar, paniğe kapılır. Yeterli gelemeyeceğini ve eşinin mutlaka dışarıda bir başka hayat arayabileceğini düşünür. Hayatlarında kurmuş olduğu düzenin bozulacağını, hatta iktidarsız olduğu için daha alttan alan kocasının birden iktidarı ele aldığını görünce “Artık güç bende, ben hükümdarım, ben kralım” diye kükreyerek dengeyi kendi yönüne çevireceğini, her şeye kızıp, hiçbir şeyden memnun olmadığını görebileceği korkusuyla kendisi de hırçınlaşacak, saldırganlaşacak, huzursuzlaşacaktır. Elinde olmasa da böyle bir tavır takınması ve gergin, huzursuz, açık ve net bilgilere sahip olmaması onu eşinden uzaklaştırabilecektir. Eşine karşı suçlayıcı tavrı, konuşması, eleştirmesi eşi güçsüzken sineye çekilebilirken bu kez kocadan gelen karşılık sert olabilir. Yılların biriktirdiklerinden dolayı erkek, patlayıp kırıcı olabilecektir. Bu gibi durumlar çözümsüz değildir. Aile terapistleri bu tür ilişkilerin dengelerini kurabilmek için rehberlik ve danışmanlık yapmaktadırlar. Amaç hayattan keyif almak ve yaşam kalitesini artırmaktır.