Eşcinsellik

“Eşcinsellik” ve “Homoseksüelite”, erkeğin ve kadının kendi cinsinden kişilerle cinsel ilişki kurma eğilimi ve eylemidir. Hatta kimi toplumlarda artık eşcinsel evlenmelere bile izin verilerek bu durum bir sorun olmadığı kabul edilmiştir.

Eşcinsel eğilim ve eylemlerinden çok acı çeken, sıkıntı duyan kişilere psikologlar yardımcı olmaktadırlar. Kendi benliği içinde uzlaşmış, eşcinselliğe uyum sağlamış bir kişinin normalde psikolojik yardıma ihtiyacı yoktur. Eşcinsellik ya açık ya da gizli eşcinsellik şeklinde görülmektedir. Açık eşcinsellikte kişi eşcinsel duygu ve dürtülerinin farkındadır. Bu duygu ve dürtülerin doyurulmasını ister ve uygun eş bulunca cinsel eylemde bulunur ve bu eylem kendisine haz verir. Bütün eylemlerinin bilincindedir ve cinsel yöneliminin nesnesi bellidir. Bir başka deyişle eşcinsel dürtü, duygu ve davranışlar benliği ile uyumludur.

Gizli eşcinsellik de ise kişi eşcinsel dürtü ve eğilimlerinin bilincinde değildir. Bu bilinçsizlik durumu kişinin bir çatışma içine girmesine neden olabilir. Bir yanda bilinçdışı yasak ve kabul edilmeyen dürtü ve eğilimleri yaşarken diğer yandan benliği bunları bilinçten uzak tutma savaşı vermektedir. Bu durumda kişi savunma mekanizmaları geliştirir ve bunlar aşırı erkeklik çabaları, aşırı eşcinsellik düşmanlığı olarak ortaya çıkabilir.

Çocuklukta ve ergenlikte bilinçli nitelik kazanan eşcinsel dürtü ve eğilimler ve belli deneyimler birçok kişinin yaşamında olabilir. Bunlar genellikle açık eşcinselliğin kişilikte yerleşmesine yol açacak denli güçlü değildir. Ergenlik ve delikanlılık döneminde yavaş yavaş sönerler. Bu tür deneyimler genel olarak bir sorun olarak tanımlanmaz. Böyle bir durumda eşcinsellik söz konusu değildir