Bebek Sahibi Olmanın Yaşı Var Mı?

Yaklaşık son 30 yıldır, uzmanlar kadınları erken yaşta anne olmamaları konusunda bilgilendirmeye çalışmaktadırlar. Özellikle küçük yaşta anne olan bayanlarda pek çok tıbbi komplikasyon ortaya çıktığı bilinmektedir. Zaman zaman televizyon programlarında 13 yaşında anne olmuş kişilerle karşılaşabiliyorsunuz. 13 yaşındaki kişi daha fiziksel gelişimim tam anlamıyla tamamlamamıştır. Bu durumda hamile kalmak hem çocuk için hem de anne için çok tehlikeli olabilir. Bahsettiğimiz tehlike fiziksel bir tehlike olabileceği gibi ruhsal ve duygusal olarak henüz çocuk ve ergenlik arasında kalmanın kaygı ve endişelerini taşıyan bir genç kızın annelik yapabilmesi zor ve yıpratıcıdır. Yapılan araştırmalar erken yaşta hamile kalan genç anne adaylarında düşük yapma, ölü ve erken doğum olaylarını çok sık görülebileceğini vurgulamaktadır. Ama akla gelen en önemli soru şudur: Anneliğe hazır olmanın ideali nedir? Tıbbi olarak bilinen gerçek, erken yaşta yapılan doğumların anneye zarar verdiği ve çok zor olduğu yolundadır.

Olayı biz psikologların bakış açısından değerlendirirsek, evlilik tam olarak yerine oturmadan, kişiler birbirlerini iyi tanımadan çocuk yapılmamasını tavsiye edebiliriz. Çünkü günümüzde boşanmalar artmıştır ve kolaylaşmıştır. Çünkü boşanan kadın ve erkek çalışıyorsa özellikle kadınlar için “Bana kim bakacak”, “Ben ne olacağım” kaygıları ortadan kalkar; ayrıca baba evine dönme korkusu ve sıkıntısı devreden çıktığı için kişiler kendileri için bitmiş olan bu evliliği çocukları için sürdürmeme kararı alabilirler. Ancak boşanmalardan en çok zararı çocukların gördüğü hâlâ geçerli bir tespittir.

Ayrıca çocuk sahibi olmak, çok güzel, zevkli ve keyifli olma-102

sına rağmen bazı güçlükleri de beraberinde getirmektedir. Sorumluluklar, gece uykusuzlukları, yorgunluklar, çocukla ilgili kaygılar kişileri ve evlilikleri yıpratabilir. Eğer evlilik henüz oturmamışsa ve ufak tefek sıkıntılara, sorunlara göğüs gerip belli sıkıntılar zorlanmalar karşısında kişiler bir tecrübe kazanmamışsa çocukla birlikte gelebilecek olan zorluklar evliliği de temelinden zorlayabilir.

Evlilik öncesinde kişiler mutlaka hayatlarında yapmak istedikleri pek çok şeyi yapmalıdırlar. Dünyayı gezmek, motosikletle veya bisikletle dağlara tırmanmak, zorlu trekkinglere katılmak gibi.

Durumun bir başka karşıt ucu da çocuk sahibi olmakta geç kalmaktır. Kişiler çocuklarıyla oyunlar oynayarak, onun büyümesine katılarak birliktelikten tat alabilecekleri yaşı kaçırmamalıdırlar. Özellikle kadınlarda 42 yaşından sonra yapılan doğumlarda fiziki bazı komplikasyonlar çıkabileceği görüşü günümüzde tartışmalara açıktır. 40-45 yaş üzerindeki hamileliklerde zihinsel özürlü çocuk dünyaya getirebilme olasılığında artış görüldüğü vurgulanmaktadır.

Evliliğin ilk yılları biraz duygusaldır. Kişiler hem birbirlerini tanır hem de imtihan ederler. Daha sonra kişiler ev ve araba almak için birlikte işbirliğine girerler. Belli girişimler yapıldığında artık yavaş yavaş rahatlamaya başlamışlardır. İşler yoluna girmeye başlamıştır. İşte sıra keyif alınacak bir konuya gelmiştir. Artık temel sağlamlaşmıştır. Tanıma ve sınama bitmiştir.

Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın “Çocuğun Değeri” araştırmasında çocuk isteme nedeni olarak, “yaşlılık garantisi” tutumunu benimsemeyen kişilerin çocuklarıyla daha mutlu ve keyifli ilişkiler kurduğunu tespit etmiştir. Karşılıklı doyum alışverişi bu ilişkilerde daha yoğun olmuştur.

Doğumun ideal zamanı diye bir tarih vermenin doğru olduğuna inanmıyorum. Ama kişinin kendisini hazır hissetmesine dikkat edilmelidir. Kişi hazır olduğunu hissedene kadar dikkatli bir şekilde korunmalıdır. Özellikle çiftler korunma yollarını çok iyi bilmelidirler. Pek çok kez “İstemeden oldu”, “Yanlışlıkla oldu”, “Farkına varmadan hamile kalmışım” sözlerini işitmekteyiz. Bu durum çocuk için çok acıdır. İstenmeden gelen bir misafir gibi istenmeden olmuş çocuk da birçok mutluluğu tadamayacaktır. Ve bu duyguyu ömür boyunca yaşayarak, kendi hayatına da taşıyabilecektir.