İzmir Aile Danışmanlığı İlkeleri

Ailelere verilecek danışmanlık hizmetlerinde şu ilkelerin göz önünde bulundurulmasında yarar vardır:
•   Aile danışmanlığının hedefi, belli bir problemin çözümünden çok, aile üyelerinin karşılıklı sevgi, saygı ve anlayış içerisinde birbirleri ile iletişimde bulunmalarına yardımcı olmaktır. Aile danışmanlığında aile içi iletişim üzerinde yoğunlaşılmakta ve aile üyelerinin sağlıklı iletişim becerileri geliştirmeleri sağlanmaya çalışılmaktadır.
•   Aile danışmanlığı her yaşta çocukları olan anne-babalara hitap edecek şekilde planlanmalı ve yürütülmelidir.
•   Aile danışmanlığı bu konuda istekli olanlara yapılır. Ancak bu tür geliştirici faaliyetleri, henüz bunu isteyecekgelmemiş kimselerin ayağına götürmek de gerekir.
Bunun için, anne-babaları böyle bir yardımdan yararlanmaya istekli hale getirmek, bu çalışmaların başlangıç aşamasında gerçekleştirilmesi gereken en önemli hedef olmalıdır.
• Aile danışmanlığında aile bireylerinin sosyoekonomik durumları, eğitim düzeyleri, değerleri ve inançları göz ö-nünde bulundurulmalı; yapılacak yardım, üyelerin ihtiyaçlarına ve kavrama düzeylerine uyarlanmalıdır.

Pozitif Aile Terapisi Neyle İlgilenir?

Ülkeyi düzeltmek istiyorsanız, önce bölgeleri düzeltin. Eğer bölgeleri düzeltmek istiyorsanız, önce şehirlere düzen getirmelisiniz. Şehirlere düzen getirmek için, aileyi düzenlemelisiniz. Aileyi düzeltmek için, önce kendi ailenize düzen getirmelisiniz. Kendi ailenize düzen getirmek için de kendi kendinizi düzeltmek zorundasınız.
Ortadoğu’dan bu eski özdeyiş, içinde yaşadığımız bağlantıları tarif eder. Yaşamın bir aşamasındaki ufak değişikliklerin tüm düzeni etkileyebileceği önermesiyle yola çıkmamız gerekir. Konfüçyüs’ün dediği gibi, her insan medeniyetin yükselmesinden ve düşmesinden sorumludur. Örneğin, rüşvetçi bir memur tüm sosyal kurumun itibarını zedeler ve hatta insanın sosyal yapıya olan güvenini sarsar. Genellikle bu izole bir olay değildir ve tüm toplum rüşvetçi sayılır. O zaman memurlarla ilişkide rüşvet yarı resmi şekilde kabul edilir hale gelir.
Öte yandan, düzenin tümünde yer alan değişiklikler, aileyi ve bireyi çevreleyen şartları etkiler. Bunun bir örneği, Batı Almanya’da birçok aileye geniş kapsamlı değişiklikler getiren, yeni boşanma kanunudur. Bu aşamada, Ortadoğunun bilgeliğini izleriz. Ama Ortadoğunun bakış açısı bireyi tüm değişikliklerin temeli kabul ederken, “Kendisi iyi olan herkese iyidir” deyişinde olduğu gibi, değişikliğin çeşitli alanlardan gelebileceğine de inanırız. Birey, aile ve toplum gibi birimlerle ilgilenirken, aslında birbirleriyle sıkı ilişki içindeki sistemlerle uğraşıyoruz demektir. Çok şeyi kapsayan bu durumda, kişi neden aileyi Aile Terapisinin merkezi yaptığımızı sorabilir. Sosyal değişime veya bireyin tek başına tedavisine odaklanmak da aynı şekilde uygun olabilirdi. Ama aile hakkında daha önce söylediklerimizi hatırlayalım. Biyolojik ve sosyal üretim yeri olan aile, toplum içindeki olaylarda benzersiz ve merkezi bir rol oynar. Kişinin kendine has niteliklerinden, bakış açılarından ve değerlerinden bahsettiğimizde, söz dönüp dolaşıp sonunda onun içinde büyüdüğü çevreye—yani ailesine gelir. Ayrıca, toplumun sürekliliği, kişinin ailesinden edindiği kurallara ve toplumu bir arada tutan sosyal değerlere dayanır.
Bu işlevlerin yanı sıra ailenin bir başka önemli işlevi daha vardır. Yaşamının ilk birkaç yılında insan daha yumuşaktır. Çocuk hala biçimlenmemiş ve farklılaşmamış yeteneklere sahiptir. Bunlar görünür olmasa da var oldukları kesindir. Bu yeteneklerin belirli şekillerde gelişmesi, çocuğun çevresindeki insanlara ve ailesinin sunduğu fırsatlara bağlıdır. Bazı durumlarda bu yetenekler, bastırılacak veya dengesiz bir biçimde gelişecektir. Aile içindeki, sadece güven ve umut değil, itimatsızlık, çaresizlik ve saldırganlık gibi duyguları da kişi ilk önce en yakınına aksettirir. Bu kişiler, genellikle insanın anne babası, kardeşleri, çocukları, eşi ve büyükanneler, büyükbabalar, amcalar, dayılar, teyzeler, halalar gibi geniş ailenin üyeleridir. Bu güçlü duygusal ilişki ve kişinin aile içinde çok zaman geçirdiği gerçeği , aileyi çok önemli bir topluluk haline getirir. Bu toplulukta çatışmalar hem ortaya çıkabilir hem de çözülebilir.
Aile terapisi aileye bir sistem olarak bakar. Değişikliğe tedaviye yönelik duyarlılıkla bakıldığında, sistemde hangi elemanın değiştiği önemini yitirir. Uygulamada bu ifade, Pozitif Aile Terapisinin özel bir psikoterapik inanca dayandırılmaması anlamını taşır. Süreci şekillendirmenin birkaç değişik yolu olması daha önemlidir. Bunların hepsi aile terapisi olarak adlandırılabilir ve aşağıdaki şekillerde, tarif edilebilir.

Aile Yapısı

Aile, insanın içinde büyüdüğü topluluktur. İnsanın kendisi ve diğer insanlarla olan ilişkisini belirler. İnsanın kendi imgesini oluşturur ve insanlar arası ilişkilerinin sınırlarını ve olasılıklarını meydana koyar. Kişinin sosyalleştiği ilk kurum ve önemli duygusal bağların alanı olduğu için aile, toplumun alt sistemleri içinde özel bir yere sahiptir. Ama bu özel rolüne rağmen aile kendisini çevreleyen sosyokültürel ilişkileri ve yapıları unutmamalıdır. Bir Robinson ailesinin sosyal bir boşlukta yaşamasının olağan olmaması kadar; bir Robinson Crusoe’nun da insanlar arası ilişkileri olmadan yaşayabilmesi olanaksızdır. Bu gözlem her yer için geçerlidir ve aileyi tarif edecek her girişimde veya aileyi tedaviye yönelik kullanmayı düşünülen her durumda göz önüne alınmalıdır.
Aile, baba, anne ve çocuğu kapsayan biyolojik topluluk olarak tanımlanabilir. Ama aynı zamanda ailenin vekili ya da alternatifi olabilen tüm kurumları da bu tarife katmalıyız.
Reyam’a göre “aile” kelimesi Latince fames (açlık) kelimesinden türemiştir. Esasında, aile, temel ihtiyaçları karşılayan ve koruma sunan insan topluluğudur. Açlığı ve gereksinimi geçiştiren biyolojik ve sosyal bir yapı olarak aile, insanlar arasında kendi özel şekillerini geliştirmiştir
Aile, ebedi bir biyolojik ve psikolojik birim gibi görünmesine rağmen, aile formları insanlık tarihi boyunca değişmiştir. Ama ailenin bir tek bakış açısı aynı kalmıştır: aile bireyin gelişiminin ilk çevresidir.
Çekirdek aile, ana baba ve çocuklardan oluşmuş, yalnızca iki nesil süresince birleşen bir bağdır. Çekirdek aile, bugün Batı toplumunda en yaygın olan aile yapısıdır. Büyükanne ve büyükbabalar, diğer akrabalar ve önemli kişiler bu gruba eklendiğinde, buna genişlemiş çekirdek aile deriz.
Tam aile, çekirdek aileye benzer. Anne, baba ve çocuğu içerdiği zaman tamam sayılır. Ebeveynlerden bir tanesi olmadığında, eksik aile olarak bilinir. 1958 yılında, Batı Almanya’da her oniki çocuktan biri babasız büyüyordu. Yaklaşık olarak çocukların ve gençlerin yüzde yirmisi böyle bir eksik ailede yaşıyordu. Bunun sebepleri arasında, gayri-meşru doğumlar, ayrılma veya boşanmalar, bir ebeveynin ölümü, v.s sayılabilir. İşlevsel olarak eksik aile diye bilinen bir diğer kategori de vardır. Bu grupta, iki ebeveyn bulunur ama kariyer faktörü onların aileleriyle birlikte olmalarına fırsat vermez. Çocuklarıyla ilişkileri genellikle hafta sonu tatilerinde olasıdır, o zaman da birkaç saatle sınırlıdır.
Büyük aile, aynı yerde yaşayıp, ataerkil veya anaerkil bir figür tarafından yönetilen, aralarında kan bağı bulunan birkaç nesilden akrabaların oluşturduğu gruptur. Tarımsal toplumlarda bulunan bu tarz aileler, toprağı, hayvanları ve ürünü ortak kullanır.